Archive for the ‘Live Performances Photos’ Category

Gonzalo Rubalcaba Küba`nın yetiştirdiği en iyi piyanistlerden…

Gonzalo Rubalcaba Küba`nın yetiştirdiği en iyi piyanistlerden... Sevin Okyay Fotograflar: Arşivden Yayın Tarihi: 15 03 2017 Yorumunuzu Ekleyin Bu içerik 1238 defa gösterildi.

Gonzalo Rubalcaba İş Sanat`ta otuz yıllık dostu ve hamisi Charlie Haden anısına çalacak. Cuma akşamı (17 Mart) İş Sanat sahnesinde dinleyeceğimiz Gonzalo Rubalcaba, günümüzün en iyi caz piyanistlerinden biri, ama aynı zamanda kendi kültürünün de sağlam bir temsilcisi. Küba ve Amerika caz geleneğini bir arada dokudu ve taze, modern bir bütün haline getirdi. Piyanist daha önce de buralara geldi. Hatta Chick Corea ile bir konserini çok iyi hatırlıyorum. Corea, gerçek bir usta olan Rubalcaba’ya biraz “genç bir arkadaşımız” muamelesi etmişti, hatta ben dayanamayıp saçını okşayacak diye korkmuştum. * * * Oysa Ganzalo Rubalcaba etkilendiği çeşit çeşit müziği kendi müzik mirasının filtresinden geçiren, şaşırtıcı tekniğe sahip bir usta piyanist. Bir Palme d’Or, dört Grammy ödülü olan, on beş kez Grammy adayı Rubalcaba, 1990’da Haden ve Paul Motian’la Montreaux Caz Festivali’nde verdikleri konserin ardından dünya çapında bir sanatçı olmuştu. Cuma akşamı İş Bankası Kültür Merkezi’nde sahneye çıkacak olan Rubalcaba, 2014’te hepimizi bırakıp giden hamisi ve otuz yıllık dostu Charlie Haden’ın anısına çalacak.  Çünkü müzik insanlığın ruhudur ve o ruh asla ölmez Gonzalo Rubalcaba 1963 yılında, devrim sonrası Havana’da müzisyen bir ailenin oğullarından biri olarak doğdu. Ailesi ülkenin sanat geçmişindeki geleneklere sahip çıkma özenini ona da aşılamıştı. Gonzalo çocukluğunda Küba müzik mirasını benimsedi. Bunda 2015 yılında ölene kadar aktif müzik yapan babası piyanist Guillermo Rubalcaba’nın, biri piyanist diğeri basçı olan iki erkek kardeşinin rolü vardı. Bir de eve sık sık konuk olan dönemin meşhur müzisyenlerinin: Frank Emilio, Peruchin, Felipe Dulzaides gibi. 1940’lı yıllar ile 70’ler arasında bir yandan da Amerikalı caz üstatlarının zor bulunan kıymetli kayıtlarını toplarlardı: Thelonius Monk, Bud Powell, Oscar Peterson gibi piyanistlerin mesela. Gonzalo yalnızca piyanistleri değil Charlie Parker, Dizzy Gillespie ve Art Blakey gibi Amerikalı cazcıları da çok severdi. Oysa başlangıçta davul çalmayı severdi, hatta eğitiminin başlangıcında hem piyano, hem de davul çalışmıştı. Resmi eğitimi ise başlarda tamamen klasik eğitimdi. Dokuz yaşında Manuel Saumell Konservatuarı’nda eğitimine başladı. Sonraları esas enstrümanı olarak piyanoyu seçti 1983’te, yirmi yaşındayken. Havana Güzel Sanatlar Enstitüsü’nden müzik kompozisyonu dalında mezun oldu. Evet, aslında ona piyanist/besteci dememiz gerekir. * * * O sırada artık Havana’da kulüplerde ve müzikhollerde çalıyordu1980’de Orquesta Aragon ile Afrika ve Fransa turnesine çıktı. 1985’te ise Kuzey Denizi ve Berlin Festivallerine kendi grubu Grupo Projecto ile katıldı. 1980’lerin başı ve ortasında onun ilk kayıtlarını yapan Havana’daki Egrem Stüdyoları oldu. İlk albümleri Inicio (piyano soloları) ve Concierto Negro bugün de bulunabiliyor. * * * 1986’da tesadüfen Charlie Haden ile tanışınca yolu açıldı. Haden Bule Note’un başkanı Bruce Lundvall’ın dikkatini Gonzalo’ya çekti. Sonuçta 14 CD ortaya çıktı. Montreux Caz Festivali’nde onun kaderini değiştiren konserdeki grup arkadaşları Charlie Haden ve Paul Motian’dı, yani eski Bill Evans Trio’nun eski üyeleri. * * * O sırada Grammy’ler de gelmeye başlamıştı. Gonzalo Rubalcaba, caz âleminin pek çok ustasıyla birlikte çalıştı. Bugün de çalışmaya devam ediyor. Daha doğrusu artık bir üstat ve başkaları onunla çalışıyor. Artık 2010 yılında kurduğu şirketi SPassion LLV için albüm yapıyor. * * * Sakin bir adam, ama bu kendisine müdahale ettireceği anlamına gelmiyor. “Dengeli olmaya çalışıyorum,” diyor. İstediği kararları verip, özgür olmak için ülkesini terk ettikten sonra ülkesi hakkında suçlamalarda bulunmaması bir ara protestolara, saldırılara yol açmıştı. Miami’ye yerleşmiş fanatik Küba aleyhtarları Castro’yu yerin dibine batırmadığı için, diğerleri de “Ben Komünistim,” demediği için Rubalcaba ile epeyce uğraştılar. Aldırmadı, politik olmaktansa müzikal olmayı tercih etti. Küçüklüğünden beri hasta olduğunu ve çok iyi hastanelerde, çok iyi doktorlar tarafından tedavi edildiğini hatırlıyordu. “Ülkende neler olduğunu bilmelisin. İçinde hep o milliyetçilik de olmalı. Anlatamasan da hissettiğin bir şeydir çünkü. Renkler, sesler, ışık anlayışın, ritm anlayışın, yürümen ve konuşman, kısacası yaşaman seni farklı biri kılar. Ben müziğe hep bildiğim ve hissettiğim her şeyi fırlatabileceğim bir yer gözüyle baktım.” * * * Gonzalı Rubalcaba Küba’da doğdu, sonra A.B.D.’ye gitti ama, yerleştiği memleketten ziyade müziğin insanı oldu hep. ”Farklı üsluplar edinmek, diller konuşmak, Latin Amerikalı müzisyenlerin tipik bir özelliğidir. Söz konusu olan sadece Kübalılar değil. Astor Piazzolla mesleğini geliştirmek için Arjantin’den ayrıldı, Paris’e yerleşti. Geri döndüğünde eleştirildi, çünkü kimse tango ile neler yaptığını anlamıyordu. Ama bugün duyduğumuz tango, yüzde 100 Astor Piazzolla’dır.” Sevin Okyay Cazkolik.com / 15 Mart 2017, Çarşamba

Gonzalo Rubalcaba Quartet “Tribute to Charlie Haden”– Piacenza Jazzfest – Giancarlo Spezia

Musica Jazz  

15 marzo 2017, Auditorium Conservatorio Nicolini, Piacenza Photos by Angelo Bardini

Rubalcaba ritorna a Piacenza dopo un fortunato ed applauditissimo concerto in solo dell’edizione 2013 del jazz festival e anche questa volta incanta il pubblico. Nel progetto interamente dedicato al suo mentore Charlie Haden, che lo volle accanto a sé sin dall’arrivo negli Stati Uniti alla metà degli anni ottanta , il pianista cubano apre il concerto in solitudine con uno struggente assolo dove il sospeso ed estatico lirismo sfocia in improvvisi sbocchi, come un fiume in piena che cerchi nuove vie al di fuori del proprio alveo, così la fitta e fine tessitura del pianoforte si arricchisce di sempre nuove sfumature dimostrando tutta la ricchezza espressiva dell’artista cubano. A questo intenso assolo si sono aggiunti uno ad uno gli altri componenti del gruppo: Will Vinson al sax alto, Matt Brewer al contrabbasso e Jeff Ballard alla batteria.

L’allampanato Vinson si è subito ritagliato un ampio spazio dispiegando un suono morbido e fluente dentro ad un fraseggio luminoso ed elegante, nel quale non ci sono indecisioni e che appare molto West Coast . La sua è una bella prova di lucidità e carattere e questo musicista dovrà essere ben tenuto d’occhio nel futuro. Molto convincente anche la performance del contrabbassista Brewer, messo alla prova dai complessi arrangiamenti di Rubalcaba, dai quali è comunque uscito a testa alta.

Il programma musicale è di grande coerenza stilistica e l’omaggio ad Haden s’ispira soprattutto alla poetica degli ultimi anni della carriera del grande bassista, permeandola con gli influssi ispanici che lo stesso Rubalcaba aveva portato in prima persona nei gruppi di Haden. Il pianista introduce spesso i brani con lunghi assoli densi e pregnanti, ora su atmosfere eteree ora su tempi veloci, ora erigendo veri muri di suono, ma sempre all’interno di una grande lucidità espressiva, rafforzata dall’ingresso dei partner nei brani, tutti bravissimi nel sostenerne il climax e facendoli respirare in un continuo alzare e sopire la tensione. La coesione è uno dei punti di forza di questo gruppo , anche quando si alzano i ritmi spostandosi alle soglie dell’informale. Tra i titoli in repertorio First Song, Bay City, Silence, Sandino, Passionaria.

Un discorso particolare merita il batterista Jeff Ballard, forse più libero in questa occasione rispetto alle pur straordinarie prove all’interno del trio di Brad Mehldau, ha dato un saggio notevole della sua arte basata su una propulsione cangiante ed arricchita da un caleidoscopio di timbri e colori appena sottintesi, la cui misura è talmente intelligente da arricchire l’intera tavolozza musicale senza quasi comparire direttamente, senza cercare mai la spettacolarità fine a se stessa. Tutta la sua immensa statura artistica si è totalmente esplicitata nella parte in duo del brano Silence, nel quale lungamente ha accarezzato la batteria con le spazzole avvolgendo in una costruzione spiraliforme l’estatico momento espressivo del piano di Rubalcaba, in un finale di concerto di grande emozione.

Giancarlo Spezia

“OH VIDA” -Adrienne Arsht Center’s Best Commissioned Show of 2016

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

In life, I am convinced that nothing is done alone. There is always someone or something that accompanies us in the realization of dreams, the naturalization of ideas, and the fair and responsible conception of how to act in life.
I want to let everyone know that, as is the case with all projects I have be a part of in my life, “OH VIDA” is one of those moments. I counted on the imagination and conviction of Esperanza Fernandez. I want to thank all of the cast that participated and made it possible to have the show considered by the Adrienne Arsht Center as the best commissioned show of 2016.
For you Esperanza ,Popo, Jorge,Joselito, Javi, Miguel Angel Cortes, Ana Morales, Marta, María and for Miguel Marin, who’s vision and support made this possible – congratulations!!!!!

Viva Haiti! Je vous remercie beaucoup!!! Je ne peux pas attendre pour le faire à nouveau!!!

I want to express my satisfaction with staying in Haiti, with working with the incredible PAPJAZZ team (who made it possible that this event was so marvelous). I want to thank the creative and talented local musicians, as well as the foreign musicians, who were a part of the event. I want to thank the sponsors, the audience, and specially Milena and Joel for their greatness and the humility with which they visualized and realized this event. I want to take advantage of the opportunity to send a big kiss and hug to my family Sora & Mayo, who shared this beautiful moment with us.

Je veux exprimer ma satisfaction de rester en Haïti, en travaillant avec l’équipe incroyable de PAPJAZZ (qui a permis que cet événement soit si merveilleux). Je tiens à remercier les musiciens locaux talentueux et créatifs, ainsi que les musiciens étrangers qui ont participé à l’événement. Je tiens à remercier les commanditaires, le public et particulièrement Milena et Joel pour leur grandeur et l’humilité avec laquelle ils ont visualisé et réalisé cet événement. Je veux profiter de l’occasion d’envoyer un grand baiser et câlin à ma famille Sora & Mayo, qui a partagé ce beau moment avec nous.

A Big Thank You to Musical Bridges Around the World – San Antonio Texas

 

We had a wonderful time playing for a full house at the Musical Bridges Around the World festival in San Antonio this past Sunday. We were treated like royalty and we hope to return soon. Many thanks to Anya Grokhovski, Elena Portray, Dr. Kayser and Mr. Chuck Parrish. Thanks to Matt Brewer, Marcus Gilmore and Will Vinson.

Musical Bridges Around the World

 

Chick Corea and Gonzalo Rubalcaba were LIVE at The Adrienne Arsht Center!

Photos by Aaron Vazquez and Joao Gonzalez

http://www.arshtcenter.org

 

Update From Criteria Studios

 

L-R: Engineer Carlos Alvarez, vocalist Anna Maria Jopek and pianist Gonzalo Rubalcaba

No visit to Miami’s studio scene is complete without checking in with Criteria Studios (formerly Hit Factory), the home of unforgettable recordings by Derek and the Dominos, the Bee Gees and many others. Trevor Fletcher, longtime manager, let us in on the latest sessions at the studio, which is now just one year away from celebrating its 60th anniversary.

“We just finished a project for Universal Poland vocalist Anna Maria Jopek,” Fletcher says. “She collaborated with jazz great [pianist/composer] Gonzalo Rubalcaba, who both produced and played on the project. [That was] recorded live in our big room, Studio A.”

Thank You for a Wonderful 2016 and Happy New Year!

 

Las notas más vitales que musicales del profesor Rubalcaba – MIQUEL JURADO Barcelona 6 NOV 2016 – 09:02 CET

El pianista cubano da una sentida clase magistral en el Festival de Jazz de Barcelona

 1478379232_754896_1478379632_noticia_normal_recorte1
LORENZO DUASO.

No es habitual que en el escenario se instalen tres estudiantes y, mientras tocan su música, uno de los pianistas más importantes hoy los observe atentamente desde un lateral. Serio, con cara de póquer, ni entusiasmado, ni contrariado. Y que después tome el micro y comente la jugada ante la mirada nerviosa y expectante de los jóvenes artistas. No hay suspensos ni recriminaciones, solo comentarios en positivo, incluso más vitales que musicales. Y si la cosa no ha quedado clara, el mismo artista de campanillas se sienta al piano con ellos para mostrarles que el salto adelante es posible.

Gonzalo Rubalcaba (La Habana, 1963) impartió el jueves en el Conservatorio del Liceo una de las clases magistrales incluidas en el Festival de Jazz de Barcelona y no fue una lectura académica; al contrario. El pianista optó por la forma más participativa: tres tríos de estudiantes le tocaron un tema que más que un examen era un trampolín para que después el cubano se abriera en disquisiciones que tanto servían para la música como para cualquier otra actividad creativa.

Rubalcaba defendía la melodía y el sentimiento, hablaba de sus experiencias personales, se confesaba enamorado de las baladas románticas y enemigo visceral de los bateristas (algo inaudito, ya que horas después compartía escenario con el explosivo Jeff Ballard). “Para componer lo importante no es la técnica sino tener algo que decir”, lanzó. “Es imposible convencer a nadie si uno no está convencido de sí mismo”. Algunos alumnos, como mínimo los que tuvieron la suerte de tocar con él, se fueron a casa convencidos. “Guai”, describía después la experiencia uno de los que pisó el escenario.

El segundo trío interpretó un clásico de Charlie Haden Sandino, oportunidad magnífica para que Rubalcaba hablara de su amigo y mentor al que iba a dedicar el concierto de la noche. “Haden creaba su música en términos humanos, de vivir la vida, de percibir los hechos que le rodeaban. Tenía la genialidad de componer melodías muy sencillas y eso no se estudia, se posee”.

Fueron unas palabras que quedaron claras horas después cuando Rubalcaba regresó al mismo escenario acompañado de su cuarteto (con Ballard a la batería) para ofrecer un concierto sensacional en recuerdo de Haden. Fue una reinterpretación de su espíritu: sonaba a Haden pero era distinto. Rubalcaba, más jazzístico y menos latino que otras ocasiones, doblegó su virtuosismo pianístico evitando superficiales fuegos artificiales y, magníficamente acompañado, dejó que las melodías coparan el protagonismo. La magistral versión de La Pasionaria, volcánica y tempestuosa como el Haden más comprometido, valió por todo un festival.

Rehearsals 東京文化会館 !

Return top