Archive for the ‘Live Performances Photos’ Category

Live in Armenia – Yerevan Jazz Fest 2017 – Gracias!

 

 

 

 

 

 

 

 

Gonzalo Rubalcaba and Igor Butman Live in Russia!… Gracias!

Photos by Павел Корбут (Pavel Korbut)

Bösendorfer Factory – Viena 2017

I want to thank Bösendorfer for all their support, love and dedication. I want to introduce you to the new generation of the Vienna Concert 280. Really amazing! Thank you Mira and Ferdinand for these wonderful days……

Visit the Bösendorfer Website!

Gonzalo Rubalcaba and Pedrito Martinez Live! in San Francisco 2017 – Gracias!

Chucho Valdes and Gonzalo Rubalcaba Asian Tour 2017 – Gracias!

Live in Havana 2017 – Recorded in Surround Sound by Jim Anderson – Gracias!

 

Umbria Jazz: si vola ai Caraibi! Il duo di star cubane incanta l’Arena … Valentina Scarponi 13 luglio 2017

Exclusive Video…

Umbria Jazz: si vola ai Caraibi! Il duo di star cubane incanta l’Arena
„E’ una danza a quattro mani quella che dà vita alla sesta serata degli appuntamenti all’Arena Santa Giuliana. Ecco i virtuosi del pianoforte Chucho Valdes e Gonzalo Rubalcaba“

 

Due pianoforti. Che vibrano, si rincorrono. Si annodano per poi sciogliersi e infine, si riprendono. E’ una danza a quattro mani quella che dà vita alla sesta serata degli appuntamenti all’Arena Santa Giuliana, il “tempio” estivo della grande rassegna jazz che anche quest’anno non manca di ospitare le stelle della musica.Potrebbe interessarti:

Spazio ancora ad un altro eccezionale duo:  Chucho Valdes e Gonzalo Rubalcaba, considerati dalla critica musicale due autentici virtuosi del pianoforte. L’uno di fronte all’altro, seduti davanti a due gran coda, danno vita a un jazz condito da rimandi latini che non tardano a coinvolgere la platea.

Basta sentire l’applauso sincero di un pubblico appassionato che conosce l’arte di queste virtuose star cubane. Basti pensare, ancora, che Valdes nella sua carriera, ha già conquistato cinque Grammy e tre Latin Grammy. Ma non è solo il plauso di tali, ambiti riconoscimenti, a rendere speciale la sua musica. Profonda e calda come l’Havana, intrisa di contraddizioni e melanconia, ecco innalzarsi al cielo una lenta e appassionata dedica alla sua terra, all’alma latina, ai Caraibi.

Dall’afro jazz alle tradizioni popolari; dal piano escono mille suoni del mondo, raccontanti secondo il suo stile unico. E’stato lui, celebre fondatore degli Irakere, a ridare forma ai tratti identitari della musica latina. Ma sul palco, insieme a lui, c’è Gonzalo Rubalcaba, nato nell’Avana post-rivoluzione e intriso di folklore caraibico e jazz americano, ma dal solido studio classico. Insieme, quasi fossero una sola anima, incantano il pubblico dell’Arena. E se pensavate che l’Avana fosse così lontana, stasera questi due virtuosi ce l’hanno portata a Perugia.

http://www.perugiatoday.it/eventi/umbria-jazz-duo-star-cubane-13-luglio-2017.html
Seguici su Facebook: http://www.facebook.com/pages/PerugiaToday/100142986753754

“Minione” reached GOLD status and awards were presented to the musicians during 2nd concert in Warsaw on 28th of March 2017.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

“Minione” reached GOLD status and awards were handed out to the musicians during 2nd concert in Warsaw on 28th of March 2017.

The award was a great surprise for Gonzalo Rubalcaba, Armando Gola and Ernesto Simpson. At the end of a song Anna fluently went from singing to improvising to the surprise of the musicians. She switched to Polish and told the audience that Gonzalo and the musicians were not aware of the surprise they were about to receive.  The audience applauded while the musicians were astonished as they did not know what was going on. Finally, with the last sounds of Anna’s voice the board members of Universal Music Poland brought out the gold and awarded the gold records on stage. Gonzalo is eternally thankful and feels so blessed to have been part of this production. Gracias to Anna, Armando and Ernesto and to Universal Music Poland as well as to the touring staff that took such wonderful care of us. Also, thanks to Bosendorfer for providing a wonderful piano for the entire tour.

 

SF Jazz Center Miner Auditorium May 25-28

Gonzalo Rubalcaba Küba`nın yetiştirdiği en iyi piyanistlerden…

Gonzalo Rubalcaba Küba`nın yetiştirdiği en iyi piyanistlerden... Sevin Okyay Fotograflar: Arşivden Yayın Tarihi: 15 03 2017 Yorumunuzu Ekleyin Bu içerik 1238 defa gösterildi.

Gonzalo Rubalcaba İş Sanat`ta otuz yıllık dostu ve hamisi Charlie Haden anısına çalacak. Cuma akşamı (17 Mart) İş Sanat sahnesinde dinleyeceğimiz Gonzalo Rubalcaba, günümüzün en iyi caz piyanistlerinden biri, ama aynı zamanda kendi kültürünün de sağlam bir temsilcisi. Küba ve Amerika caz geleneğini bir arada dokudu ve taze, modern bir bütün haline getirdi. Piyanist daha önce de buralara geldi. Hatta Chick Corea ile bir konserini çok iyi hatırlıyorum. Corea, gerçek bir usta olan Rubalcaba’ya biraz “genç bir arkadaşımız” muamelesi etmişti, hatta ben dayanamayıp saçını okşayacak diye korkmuştum. * * * Oysa Ganzalo Rubalcaba etkilendiği çeşit çeşit müziği kendi müzik mirasının filtresinden geçiren, şaşırtıcı tekniğe sahip bir usta piyanist. Bir Palme d’Or, dört Grammy ödülü olan, on beş kez Grammy adayı Rubalcaba, 1990’da Haden ve Paul Motian’la Montreaux Caz Festivali’nde verdikleri konserin ardından dünya çapında bir sanatçı olmuştu. Cuma akşamı İş Bankası Kültür Merkezi’nde sahneye çıkacak olan Rubalcaba, 2014’te hepimizi bırakıp giden hamisi ve otuz yıllık dostu Charlie Haden’ın anısına çalacak.  Çünkü müzik insanlığın ruhudur ve o ruh asla ölmez Gonzalo Rubalcaba 1963 yılında, devrim sonrası Havana’da müzisyen bir ailenin oğullarından biri olarak doğdu. Ailesi ülkenin sanat geçmişindeki geleneklere sahip çıkma özenini ona da aşılamıştı. Gonzalo çocukluğunda Küba müzik mirasını benimsedi. Bunda 2015 yılında ölene kadar aktif müzik yapan babası piyanist Guillermo Rubalcaba’nın, biri piyanist diğeri basçı olan iki erkek kardeşinin rolü vardı. Bir de eve sık sık konuk olan dönemin meşhur müzisyenlerinin: Frank Emilio, Peruchin, Felipe Dulzaides gibi. 1940’lı yıllar ile 70’ler arasında bir yandan da Amerikalı caz üstatlarının zor bulunan kıymetli kayıtlarını toplarlardı: Thelonius Monk, Bud Powell, Oscar Peterson gibi piyanistlerin mesela. Gonzalo yalnızca piyanistleri değil Charlie Parker, Dizzy Gillespie ve Art Blakey gibi Amerikalı cazcıları da çok severdi. Oysa başlangıçta davul çalmayı severdi, hatta eğitiminin başlangıcında hem piyano, hem de davul çalışmıştı. Resmi eğitimi ise başlarda tamamen klasik eğitimdi. Dokuz yaşında Manuel Saumell Konservatuarı’nda eğitimine başladı. Sonraları esas enstrümanı olarak piyanoyu seçti 1983’te, yirmi yaşındayken. Havana Güzel Sanatlar Enstitüsü’nden müzik kompozisyonu dalında mezun oldu. Evet, aslında ona piyanist/besteci dememiz gerekir. * * * O sırada artık Havana’da kulüplerde ve müzikhollerde çalıyordu1980’de Orquesta Aragon ile Afrika ve Fransa turnesine çıktı. 1985’te ise Kuzey Denizi ve Berlin Festivallerine kendi grubu Grupo Projecto ile katıldı. 1980’lerin başı ve ortasında onun ilk kayıtlarını yapan Havana’daki Egrem Stüdyoları oldu. İlk albümleri Inicio (piyano soloları) ve Concierto Negro bugün de bulunabiliyor. * * * 1986’da tesadüfen Charlie Haden ile tanışınca yolu açıldı. Haden Bule Note’un başkanı Bruce Lundvall’ın dikkatini Gonzalo’ya çekti. Sonuçta 14 CD ortaya çıktı. Montreux Caz Festivali’nde onun kaderini değiştiren konserdeki grup arkadaşları Charlie Haden ve Paul Motian’dı, yani eski Bill Evans Trio’nun eski üyeleri. * * * O sırada Grammy’ler de gelmeye başlamıştı. Gonzalo Rubalcaba, caz âleminin pek çok ustasıyla birlikte çalıştı. Bugün de çalışmaya devam ediyor. Daha doğrusu artık bir üstat ve başkaları onunla çalışıyor. Artık 2010 yılında kurduğu şirketi SPassion LLV için albüm yapıyor. * * * Sakin bir adam, ama bu kendisine müdahale ettireceği anlamına gelmiyor. “Dengeli olmaya çalışıyorum,” diyor. İstediği kararları verip, özgür olmak için ülkesini terk ettikten sonra ülkesi hakkında suçlamalarda bulunmaması bir ara protestolara, saldırılara yol açmıştı. Miami’ye yerleşmiş fanatik Küba aleyhtarları Castro’yu yerin dibine batırmadığı için, diğerleri de “Ben Komünistim,” demediği için Rubalcaba ile epeyce uğraştılar. Aldırmadı, politik olmaktansa müzikal olmayı tercih etti. Küçüklüğünden beri hasta olduğunu ve çok iyi hastanelerde, çok iyi doktorlar tarafından tedavi edildiğini hatırlıyordu. “Ülkende neler olduğunu bilmelisin. İçinde hep o milliyetçilik de olmalı. Anlatamasan da hissettiğin bir şeydir çünkü. Renkler, sesler, ışık anlayışın, ritm anlayışın, yürümen ve konuşman, kısacası yaşaman seni farklı biri kılar. Ben müziğe hep bildiğim ve hissettiğim her şeyi fırlatabileceğim bir yer gözüyle baktım.” * * * Gonzalı Rubalcaba Küba’da doğdu, sonra A.B.D.’ye gitti ama, yerleştiği memleketten ziyade müziğin insanı oldu hep. ”Farklı üsluplar edinmek, diller konuşmak, Latin Amerikalı müzisyenlerin tipik bir özelliğidir. Söz konusu olan sadece Kübalılar değil. Astor Piazzolla mesleğini geliştirmek için Arjantin’den ayrıldı, Paris’e yerleşti. Geri döndüğünde eleştirildi, çünkü kimse tango ile neler yaptığını anlamıyordu. Ama bugün duyduğumuz tango, yüzde 100 Astor Piazzolla’dır.” Sevin Okyay Cazkolik.com / 15 Mart 2017, Çarşamba

Return top