Disk Union Japan … Still Selling Discs ….Domo arigato gozaimasu!

Gonzalo Rubalcaba & Pedrito Martinez Performing Oshun

by CHIPBOAZ on MARCH 21, 2017

Coming from a performance background with Afro-Cuban dance music, the world of folkloric music has always seemed distant and intriguing. It’s been something that I loved hearing, but never quite understood on more than an academic level. I could appreciate it and sometimes even play pieces of it; that never quite seemed like enough. The reality is that there’s a difference between that surface connection and fully embracing something. That honest connection requires folkloric music to be a regular and enduring part of a musician’s life.

Today’s video puts Afro-Cuban Santería front and center in a jazz context, championed by two incredible Cuban musicians – pianist Gonzalo Rubalcaba and percussionist Pedrito Martinez. Both of these musicians have spent vast amounts of time hearing, playing, and processing music from the Santería religion. As a result, there’s a “second nature” quality about the music that finds it’s way into their performance. Placing it in a jazz context doesn’t feel forced, but rather a natural extension of the music that has surrounded them throughout their lives. This performance finds them arranging music for Oshun and taking plenty of time to improvise around the context. It’s an engaging performance with some cool video footage that shows these two worlds coming together around Rubalcaba and Martinez.

JazzWise Magazine – Gonzalo Rubalcaba and Mark Dresser suitably masterful at Umea’s Swedish summit

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

– Kevin Le Gendre
– Photo by Melina-Hägglund

…..Among the other big names on the bill the pick of the bunch is the outstanding Cuban pianist Gonzalo Rubalcaba (pictured top) whose American quartet, bolstered by the presence of New York-based British alto saxophonist Will Vinson is imperious, playing a Charlie Haden tribute that captures the particular quality of soulful, shadowy lament that pervaded much of the music of the late American (and former Rubalcaba collaborator). The pianist’s sound, created both by his articulation and masterful manipulation of pedals, bewitches at times, as does his ornate phrasing and interaction with a fine rhythm section anchored by drummer Jeff Ballard and bassist Matt Brewer.

SF Jazz Center Miner Auditorium May 25-28

Gonzalo Rubalcaba Küba`nın yetiştirdiği en iyi piyanistlerden…

Gonzalo Rubalcaba Küba`nın yetiştirdiği en iyi piyanistlerden... Sevin Okyay Fotograflar: Arşivden Yayın Tarihi: 15 03 2017 Yorumunuzu Ekleyin Bu içerik 1238 defa gösterildi.

Gonzalo Rubalcaba İş Sanat`ta otuz yıllık dostu ve hamisi Charlie Haden anısına çalacak. Cuma akşamı (17 Mart) İş Sanat sahnesinde dinleyeceğimiz Gonzalo Rubalcaba, günümüzün en iyi caz piyanistlerinden biri, ama aynı zamanda kendi kültürünün de sağlam bir temsilcisi. Küba ve Amerika caz geleneğini bir arada dokudu ve taze, modern bir bütün haline getirdi. Piyanist daha önce de buralara geldi. Hatta Chick Corea ile bir konserini çok iyi hatırlıyorum. Corea, gerçek bir usta olan Rubalcaba’ya biraz “genç bir arkadaşımız” muamelesi etmişti, hatta ben dayanamayıp saçını okşayacak diye korkmuştum. * * * Oysa Ganzalo Rubalcaba etkilendiği çeşit çeşit müziği kendi müzik mirasının filtresinden geçiren, şaşırtıcı tekniğe sahip bir usta piyanist. Bir Palme d’Or, dört Grammy ödülü olan, on beş kez Grammy adayı Rubalcaba, 1990’da Haden ve Paul Motian’la Montreaux Caz Festivali’nde verdikleri konserin ardından dünya çapında bir sanatçı olmuştu. Cuma akşamı İş Bankası Kültür Merkezi’nde sahneye çıkacak olan Rubalcaba, 2014’te hepimizi bırakıp giden hamisi ve otuz yıllık dostu Charlie Haden’ın anısına çalacak.  Çünkü müzik insanlığın ruhudur ve o ruh asla ölmez Gonzalo Rubalcaba 1963 yılında, devrim sonrası Havana’da müzisyen bir ailenin oğullarından biri olarak doğdu. Ailesi ülkenin sanat geçmişindeki geleneklere sahip çıkma özenini ona da aşılamıştı. Gonzalo çocukluğunda Küba müzik mirasını benimsedi. Bunda 2015 yılında ölene kadar aktif müzik yapan babası piyanist Guillermo Rubalcaba’nın, biri piyanist diğeri basçı olan iki erkek kardeşinin rolü vardı. Bir de eve sık sık konuk olan dönemin meşhur müzisyenlerinin: Frank Emilio, Peruchin, Felipe Dulzaides gibi. 1940’lı yıllar ile 70’ler arasında bir yandan da Amerikalı caz üstatlarının zor bulunan kıymetli kayıtlarını toplarlardı: Thelonius Monk, Bud Powell, Oscar Peterson gibi piyanistlerin mesela. Gonzalo yalnızca piyanistleri değil Charlie Parker, Dizzy Gillespie ve Art Blakey gibi Amerikalı cazcıları da çok severdi. Oysa başlangıçta davul çalmayı severdi, hatta eğitiminin başlangıcında hem piyano, hem de davul çalışmıştı. Resmi eğitimi ise başlarda tamamen klasik eğitimdi. Dokuz yaşında Manuel Saumell Konservatuarı’nda eğitimine başladı. Sonraları esas enstrümanı olarak piyanoyu seçti 1983’te, yirmi yaşındayken. Havana Güzel Sanatlar Enstitüsü’nden müzik kompozisyonu dalında mezun oldu. Evet, aslında ona piyanist/besteci dememiz gerekir. * * * O sırada artık Havana’da kulüplerde ve müzikhollerde çalıyordu1980’de Orquesta Aragon ile Afrika ve Fransa turnesine çıktı. 1985’te ise Kuzey Denizi ve Berlin Festivallerine kendi grubu Grupo Projecto ile katıldı. 1980’lerin başı ve ortasında onun ilk kayıtlarını yapan Havana’daki Egrem Stüdyoları oldu. İlk albümleri Inicio (piyano soloları) ve Concierto Negro bugün de bulunabiliyor. * * * 1986’da tesadüfen Charlie Haden ile tanışınca yolu açıldı. Haden Bule Note’un başkanı Bruce Lundvall’ın dikkatini Gonzalo’ya çekti. Sonuçta 14 CD ortaya çıktı. Montreux Caz Festivali’nde onun kaderini değiştiren konserdeki grup arkadaşları Charlie Haden ve Paul Motian’dı, yani eski Bill Evans Trio’nun eski üyeleri. * * * O sırada Grammy’ler de gelmeye başlamıştı. Gonzalo Rubalcaba, caz âleminin pek çok ustasıyla birlikte çalıştı. Bugün de çalışmaya devam ediyor. Daha doğrusu artık bir üstat ve başkaları onunla çalışıyor. Artık 2010 yılında kurduğu şirketi SPassion LLV için albüm yapıyor. * * * Sakin bir adam, ama bu kendisine müdahale ettireceği anlamına gelmiyor. “Dengeli olmaya çalışıyorum,” diyor. İstediği kararları verip, özgür olmak için ülkesini terk ettikten sonra ülkesi hakkında suçlamalarda bulunmaması bir ara protestolara, saldırılara yol açmıştı. Miami’ye yerleşmiş fanatik Küba aleyhtarları Castro’yu yerin dibine batırmadığı için, diğerleri de “Ben Komünistim,” demediği için Rubalcaba ile epeyce uğraştılar. Aldırmadı, politik olmaktansa müzikal olmayı tercih etti. Küçüklüğünden beri hasta olduğunu ve çok iyi hastanelerde, çok iyi doktorlar tarafından tedavi edildiğini hatırlıyordu. “Ülkende neler olduğunu bilmelisin. İçinde hep o milliyetçilik de olmalı. Anlatamasan da hissettiğin bir şeydir çünkü. Renkler, sesler, ışık anlayışın, ritm anlayışın, yürümen ve konuşman, kısacası yaşaman seni farklı biri kılar. Ben müziğe hep bildiğim ve hissettiğim her şeyi fırlatabileceğim bir yer gözüyle baktım.” * * * Gonzalı Rubalcaba Küba’da doğdu, sonra A.B.D.’ye gitti ama, yerleştiği memleketten ziyade müziğin insanı oldu hep. ”Farklı üsluplar edinmek, diller konuşmak, Latin Amerikalı müzisyenlerin tipik bir özelliğidir. Söz konusu olan sadece Kübalılar değil. Astor Piazzolla mesleğini geliştirmek için Arjantin’den ayrıldı, Paris’e yerleşti. Geri döndüğünde eleştirildi, çünkü kimse tango ile neler yaptığını anlamıyordu. Ama bugün duyduğumuz tango, yüzde 100 Astor Piazzolla’dır.” Sevin Okyay Cazkolik.com / 15 Mart 2017, Çarşamba

“Jazz”lı Gündem Konserin Ardından | Burak Sülünbaz Yazdı: Gonzalo Rubalcaba`nın Charlie Haden anısına konserinden notlar ve izlenimler yayında..

“Jazz”lı Gündem  Konserin Ardından | Burak Sülünbaz Yazdı: Gonzalo Rubalcaba`nın Charlie Haden anısına konserinden notlar ve izlenimler yayında. Bu içerik 1130 defa okunmuştur. Birlikte otuz yıl geçirdiğiniz eski dostun ardından neler söylersiniz? Sohbetlerinizi notalara nasıl dökersiniz? Müzisyenler, sanatçılar, oyuncular aşklarını, dostluklarını ve hayatlarının her dakikasını yıllarca sürüyormuş gibi tutkuyla yaşıyor. Duygu yoğunluklarıyla yazılmış ağıtlar canlı icra edildiğinde görsel ve işitsel ziyafete dönüşebiliyor. Bahsi geçen dostlar Charlie Haden ve yakın dostu Gonzalo Rubalcaba olunca müzikseverler için ömürlük bir konser deneyimi armağan oluyor. * * * Kübalı zarif müzisyen Rubalcaba özenli saç traşı, kemik çerçeve gözlükleri, pırıl pırıl gömleği, parlak rugan ayakkabılarıyla İş Sanat sahnesinde piyano başına oturduğunda akışkan cümleler silsilesi start aldı. Eğilip bükülmeden, rol kesmeden, zarif tuşesiyle tadı damağımızda kalan bir performans gerçekleştirdi. Olağanüstü hızla klavyeyi kateden elleri havada bir saniye asılı kalıyor, seslerin dağılmasına müsade ediyordu. Birlikte çaldığı ekip muhteşem isimlerden oluşuyordu. Saksafonda Will Vinston, basta geçen hafta Dhafer Youssef’la izlediğimiz Matt Brewer ve davulda Jeff Ballard vardı.   Tertemiz, gümbür gümbür bir konser izledik. Cuban & American kesişim kümesinde iki saat özgün ve özgürdü. Yükselişler vardı ama gösterişler yoktu. Parmakları Küba purosu kokan Rubalcaba ellerini piyanoda gezdirdikçe kulaklarımız Charlie Haden’ın sert ahşap tonunu özledi. Matt Brewer o tonu bize tonu tam olarak hissettiremese de görevini harfiyen yerine getirdi. Haden’ı anarken ben daha babayani bir basçıyı tercih ederdim şahsen üstelik Brewer`ın ekibe çok iyi uyum sağladığını söyleyemem. Will Vinston mütevazi çalışı ve eserlerin omurgasını dengeli doğaçlamalarıyla inşa eden icrasıyla sahnede pırıl pırıl parlamaktaydı. * * * Gelelim davulda Jeff Ballard’a… Bu konuda duygularımı tüm çıplaklığıyla dışa vurmaktan çekinmeyeceğim. Ballard’a Brad Mehldau Trio’yla dinlediğim ilk andan itibaren hayranım. Eşlik ettiği müzisyenleri konserlerde koşulsuz dinleyişi, kimi zaman dirhemle ses verişi, kimi zaman bedenini davula enerji olarak aktarışından, eksiksiz ritim ve zamanlamasından, göz dolduran dinamizminden hep etkilenmişimdir. Rubalcaba ve diğer müzisyenlerle tarifsiz bir uyum yakaladı ve salondan büyük alkış aldı. Konser Pat Metheny’den seçtikleri parça dışında Rubalcaba’nın 2015 tarihli Charlie albümünden oluşuyordu. Ağır aksak değil ateşleyici bir performanstı. Performans sonrası tebrik için kulise yöneldim. İlk olarak defalarca çok farklı salonlarda dahi izlediğim haldebir türlü  tanışma fırsatı bulamadığım Jeff Ballard’la selamlaştım. Yüzüme baktığında “Seni bir yerlerden tanıyorum adamım” dedi. Cazkolik’in ünü uzaklara gitmiş olabilir mi? Elinde cep telefonu iki buçuk yaşındaki oğluyla görüntülü konuşuyordu. Kamerayı bana doğru çevirip eşine ve oğluna merhaba dememi istedi. Elimde Lionel Loueke ve Miguel Zenon’la kaydettikleri Times Tales albümü vardı. Eşine gösterip “bu adam neler bulmuş, inanabiliyor musun?” dedi. Yeni projelerinden sohbet ettik. Kevin Hays ve Lionel Loueke’nin yer alacağı bir proje ve Okeh firmasından yayınlanacak trio albümünün devamı niteliğinde Miguel Zenon’un kendi projesine yoğunlaştığı için katılamayacağı bir trio albümünün hazırlıkları içinde olduğundan bahsetti. İlgim onu çok mutlu etmişti. Benimse uzun süredir takip ettiğim ve çok sevdiğim bir davulcunun sıcak sohbeti hatıralarıma mutlulukla kazınmıştı. Birlikte kulise doğru görüntülü görüşmeye devam ederek yürüdük. Albüm imzalatmak için kulis kapısına gelen bir avuç tutkulu müziksever Rubalcaba’yla koyu sohbete dalmışlardı. Fazla zamanını almadan tebrik ettim ve bir dahaki konserde buluşmak için sözleştik. İş Sanat’ta bu sene istediğimiz sıklıkta konser izleyemedik ama beklediğimize sonuna kadar değdi. Bu konser benim unutulmazlarım arasına girdi.

Burak Sülünbaz twitter.com/buraksulunbaz buraksulunbaz@cazkolik.com Cazkolik.com / 21 Mart 2017

Bu makale http://www.cazkolik.com/JazzliGundem/106079 adresinden alınmıştır.

Gonzalo Rubalcaba Quartet “Tribute to Charlie Haden”– Piacenza Jazzfest – Giancarlo Spezia

Musica Jazz  

15 marzo 2017, Auditorium Conservatorio Nicolini, Piacenza Photos by Angelo Bardini

Rubalcaba ritorna a Piacenza dopo un fortunato ed applauditissimo concerto in solo dell’edizione 2013 del jazz festival e anche questa volta incanta il pubblico. Nel progetto interamente dedicato al suo mentore Charlie Haden, che lo volle accanto a sé sin dall’arrivo negli Stati Uniti alla metà degli anni ottanta , il pianista cubano apre il concerto in solitudine con uno struggente assolo dove il sospeso ed estatico lirismo sfocia in improvvisi sbocchi, come un fiume in piena che cerchi nuove vie al di fuori del proprio alveo, così la fitta e fine tessitura del pianoforte si arricchisce di sempre nuove sfumature dimostrando tutta la ricchezza espressiva dell’artista cubano. A questo intenso assolo si sono aggiunti uno ad uno gli altri componenti del gruppo: Will Vinson al sax alto, Matt Brewer al contrabbasso e Jeff Ballard alla batteria.

L’allampanato Vinson si è subito ritagliato un ampio spazio dispiegando un suono morbido e fluente dentro ad un fraseggio luminoso ed elegante, nel quale non ci sono indecisioni e che appare molto West Coast . La sua è una bella prova di lucidità e carattere e questo musicista dovrà essere ben tenuto d’occhio nel futuro. Molto convincente anche la performance del contrabbassista Brewer, messo alla prova dai complessi arrangiamenti di Rubalcaba, dai quali è comunque uscito a testa alta.

Il programma musicale è di grande coerenza stilistica e l’omaggio ad Haden s’ispira soprattutto alla poetica degli ultimi anni della carriera del grande bassista, permeandola con gli influssi ispanici che lo stesso Rubalcaba aveva portato in prima persona nei gruppi di Haden. Il pianista introduce spesso i brani con lunghi assoli densi e pregnanti, ora su atmosfere eteree ora su tempi veloci, ora erigendo veri muri di suono, ma sempre all’interno di una grande lucidità espressiva, rafforzata dall’ingresso dei partner nei brani, tutti bravissimi nel sostenerne il climax e facendoli respirare in un continuo alzare e sopire la tensione. La coesione è uno dei punti di forza di questo gruppo , anche quando si alzano i ritmi spostandosi alle soglie dell’informale. Tra i titoli in repertorio First Song, Bay City, Silence, Sandino, Passionaria.

Un discorso particolare merita il batterista Jeff Ballard, forse più libero in questa occasione rispetto alle pur straordinarie prove all’interno del trio di Brad Mehldau, ha dato un saggio notevole della sua arte basata su una propulsione cangiante ed arricchita da un caleidoscopio di timbri e colori appena sottintesi, la cui misura è talmente intelligente da arricchire l’intera tavolozza musicale senza quasi comparire direttamente, senza cercare mai la spettacolarità fine a se stessa. Tutta la sua immensa statura artistica si è totalmente esplicitata nella parte in duo del brano Silence, nel quale lungamente ha accarezzato la batteria con le spazzole avvolgendo in una costruzione spiraliforme l’estatico momento espressivo del piano di Rubalcaba, in un finale di concerto di grande emozione.

Giancarlo Spezia

Vicenza Jazz 2017, “To be or not to play”

Veneto Vox 16 marzo 2017
Ritorno all’Olimpico martedì 16, per una serata che rimarrà nella storia del jazz. Il pianista cubano Gonzalo Rubalcaba si esibirà in un recital che verrà ripreso per confluire nel suo primo dvd in solo. È stato lo stesso Rubalcaba a esprimere il desiderio di realizzare questa sua produzione audiovisiva circondato dalla scenografia dell’Olimpico, dove si era già esibito in occasione dell’edizione 2010.

18th Annual Havana Film Festival New York Announces Its 2017 Program

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

The 18th Havana Film Festival New York (HFFNY) showcases the diversity of Latino voices and stories in a program that includes over 35 films. “Our 18th festival reinforces the mission of AFLFC by continuing to build cultural bridges between the U.S. and Cuba through art projects,” says Carole Rosenberg, President of AFLFC. “It Is a honor to have such an outstanding line-up of Cuban and Latin American films and filmmakers here to share their cinematic stories with our audience.”
Our ever-popular kick-off event First Fridays! with The Bronx Museum of the Arts will take place at Hostos Center for the Arts & Culture, March 24 at 6pm. The program, free and open to the public, begins with a reception, followed by the screening of Pavel Giroud and JuanMa Villar’s Playing Lecuona, a documentary about celebrity Cuban composer and pianist Ernesto Lecuona. The film explores Lecuona’s musical impact in an exceptionally inventive way- through the lenses of three contemporary megastars: Chucho Valdés, Gonzalo Rubalcaba, and Michel Camilo.

Gonzalo Rubalcaba in Salzburg : Solo Piano Recital – Ein Piano Star zu Gast im Odeion…

 

Gonzalo Rubalcaba: Solo Piano Recital

 

 

Ein Jazz Piano Star zu Gast im Odeion Den zweiten Festivaltag wird Gonzalo Rubalcaba mit einem seiner seltenen Solo Konzerte bestreiten.

Der aus Kuba stammende (* 1963), mittlerweile in den USA lebende Pianist spielt seine Solo-Konzerte sonst eher in großen Konzertsälen wie der N.Y. Carnegie Hall. Rubalcaba, der eine klassische Musikausbildung genossen hat, bezeichnet den Jazz seiner Mentoren Dizzy Gillespie und Charlie Haden sowie die afrokubanische Musiktradition seiner Heimat als seine prägenden musikalischen Einflüsse. Mit seiner bestechenden Virtuosität, seinem ungeheuren rhythmischen, melodischen und harmonischen Einfallsreichtum, seinem nuancenreichen Anschlag und hinreißend singenden Pianissimo zählt Rubalcaba heute zu den Größen des Jazzpianos, in einem Atemzug zu nennen mit Keith Jarrett, Herbie Hancock, Chick Corea und Fred Hersch. Ein Piano Star zu Gast im Odeion… eine kleine Sensation!

Return top